Tour de France 2010

Tour de France 2010
Takımlar, Sporcular ve Formalar

Tour de France 2010

Tour de France 2010
Etap Tanıtımları
Fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Haziran 25

Fener-i memnu şimdilik bitti


Ve Aziz Bey kendisini aldattığından şüphelendiği Daum ile yollarını şimdilik ayırdı. Ancak Aziz Bey taraftarı, kamuoyunu ve özellikle Fenerbahçe camiasını aldatmaya devam ediyor. Şimdi ön koltuğa Aykut Kocaman bindi. İnmesi ne kadar sürer hep birlikte göreceğiz. Aziz Bey bari bu sefer arabayı kullanırken 'dikkatli olsun' diyeceğim ama mümkün değil... Başında kendisinin bulunduğu bir takımın başarılı ve yükselen bir ivmeye sahip olması mümkün değil. Daumla beraber ve hatta Daum'dan önce kendisinin gitmesi gerekiyordu ama o durmaya devam ediyor. Zaten "gittim" dese bile kalmaya devam eden yapısı dolayısıyla Fener-i memnu şimdilik yaz tatiline giriyor. Evin kralı görevde olduğu müddetçe bitmez bu dizi. Allah sabır versin taraftarımıza.

Cuma, Haziran 18

Deli İbrahim ölmedi bizim kulüpte yaşıyor

Daum başarılıdır. Dört sene çalıştık. İki şampiyonluk yaşadık. İki kez ise son maç şampiyonluktan olduk. Böyle başarılı bir hoca ile yollarımızı ayırmak olmazdı.
-Tazminat mı? Ne tazminatı? Tanzimattır o tanzimat. Padişahın imzaladığı bir ferman vardı ya o hesap.
 Tanzimat fermanı bile hayırlara vesile olmuştu. Bu Aziz Yıldırım imzalı hayırlara vesile tek ferman yok. Deli İbrahim dünyamıza yeniden geldi ve Aziz beyin vücudunda takılıyor sanırım.

Koskoca Fenerbahçe cumhuriyetini kağıttan cumhuriyete çevirdin ya başkan sana helal olsun. Sen gidene kadar biz gitmeyiz stada olur biter.
Kendin yaptın ya (!) kendin takıl.

Azrail geldiysen üç kez vur, ikisi Aziz'e ve Murat'a kalanı ise Nihat'a lütfen. Takdir Allahındır elbet ama deftere bir baksan, belki gözden kaçmışlardır... Yoksa Fenerbahçe isimli koca çınar tarihe karışacak.

Bakalım Daum sonrası yalaka kalemler HAA, SY, AM ve AE ne yazacaklar? Haydi kalemşörler siz kurtarın Azizinizi...
Bizim için aziz olan her zaman sadece FENERBAHÇE...

Salı, Kasım 3

Fenerbahçe'de Galatasaraylı Baskını



Fanatik Galatasaraylılar kulübümüz bünyesinde çalışmaya devam ediyorlar. Ayrılıp gidenlerin verdikleri zararlar ortada. Senelerdir dilimizde tüy bitti. Galatasaray havasını solumuş kim olursa olsun bu kulüpten içeri girmemeli. Hepsinin karakterinde mutlaka bir sorun var. Bu camia içinde yerleri yok.


Bizlerin ismen bildiğimiz bu kişileri kulübün bilmemesi imkansız. Fenerbahçe kurumlarında çalışan bizim harcamalarımızla elde edilen gelirden kazanan Galatasaraylı, Beşiktaşlı tüm şahıslar DERHAL KOVULMALIDIR.

Çarşamba, Ekim 21

Ve Hayalimdeki Maç Geldi Çattı !


Ben tribünde olacağım. İnanılmaz bir şey benim için. Oysa aynı gün Fenerbahçem sahada olacak. Kadıköy'de Galatasaray'ı konuk edecek. Bizim kalbimizde dünyanın en büyük derbisi oynanacak. Kalbim tamamen burada Kadıköy'de kalacak. Aynı gün Arjantin'de ise River Plate - Boca Juniors maçı var. Yıllardır bu maçlardan birisine gidebilmek için plan yaptım. Nihayet bu cuma Arjantin'e gidiyorum. Çok düşündüm. Sonunda gitme ortamını oluşturdum ama "ya Kadıköy" dedim. Düşündüm. Ve sonunda Fenerbahçe formamla Boca taraftarlarının arasında olmak için gereken işlemleri yaptım. İlk olarak Arjantin yolculuğumdan caymamak için kombinemi kuzenime verdim. Sonra uçak biletimi aldım. Otel rezervasyonu yapıp ücreti ödedim. Maç için bilet temin ettim. Artık bana tek yol Arjantin. Her şey gönlümce olur inşallah.

Pazar, Ekim 18

Büyük lokma ye, büyük laf konuşma !

Voleybol maçı bitince koskorcuk abi ile konuştum. Voleybol maçının kritiğini yaptık Antep maçına geldi laf ve koskorcuk abi "bak çok havaya girdik, kötü oynuyoruz, Antep maçı Galatasaray maçından daha önemli mutlaka puan almalıyız" dedi. Ben de Fenerbahçelilerin %95 i gibi "abi rahat alırız haftaya 8 puan yaparız" dedim. "İnşallah senin dediğin gibi olur ama futbol bu kadar kötü futbola bu kadar uzun galibiyet izni vermez" dedi. 75.dakikada mesaj atmış "bu maçı kaybederiz, takım berbat oynuyor ve Daum çok yanlış müdahale ediyor! " yazmış. Demek futbolu bilmek, tecrübe sahibi olmak dedikleri buymuş. Çok kötü oldu bu. Haftaya mutlaka puanla kapamak gerekiyor. Yoksa liderliği bile kaybedebiliriz. koskorcuk abiyi aradım şimdi "abi Trabzon puan alırsa" dedim... Cevap : "biz kaybedince o kan kardeşler maçın sonucunu tayin eder, önce G.Saray kaybetse biz sonra oynasak emin ol yine durum değişmez puan kaybederdik" dedi. Abi karamsarlıklara attın beni. Ama galiba haklısın.

Cumartesi, Ekim 10

Kaldığımız Yerden Devam

Aslan avı mevsimi açıldı. Tüm ulusumuza hayırlı uğurlu olsun. Aslanı fazla hırpalamayın. Kafasını ezecek kadar sokru netleştirin yeterlidir.

Galatasaray 1 Fenerbahçe 3

Maçın sonucu önceden belli olduğundan olsa gerek takımımız maça göğüs reklamı olmadan çıkmıştı. Bir idari becerisizlik değildir bu, sanırım ve umarım...

Salı, Ekim 6

10suz Olmaz


Kimler geldi, bu sahalardan kimler geçti...
Hiç birisi senin kadar sevilmedi...

Yaptığın her şey için sonsuz teşekkürler.
Yapacaklarını dört gözle bekliyoruz!

Pazar, Eylül 6

İnsan Hayatı Bu Kadar ucuz Mu?


"Fenerbahçe Spor Kulübü Futbol Okulu öğrencilerimizden Ali Duran Örnek 5 Eylül 2009 (Dün) antrenman esnasında geçirdiği rahatsızlık sonucu kaldırıldığı hastanede vefat etmiştir. Yaz süresince Futbol Spor Okulu'nda öğrenimine devam eden Ali Duran Örnek çalışkanlığı, futbola olan tutkusu, ferdi yeteneğiyle, tüm eğitmenlerimizin kısa süre içersinde dikkatini çeken bir öğrencimizdi. Fenerbahçe Spor Kulübü'nde, Futbol Spor Okullarında Futbol eğitimi gören tüm öğrencilerimiz gibi Ali Duran Örnek'in de doktor raporu, ailesinin futbol eğitimini kulübümüzde sürdürmesine muvafakat eden belgeleri başvuru dosyasında mevcuttur. Ali Duran Örnek kardeşimizin bu ani kaybı camiamızı ve bizleri derinden üzmüştür. Ali Duran Örnek'e Allah'dan rahmet, kederli ailesi, arkadaşları ve tüm Fenerbahçelilere başsağlığı diliyoruz".
Endüstriyel futbol canavarı bir kurban daha bulmuş kendine. Bu sefer can evimizden vurdu bizi. Fenerbahçemizin bünyesinden gencecik bir kardeşimiz vefat etti. Para tuzağı spor okulları, insanlara hayaller satılan, asla kimsenin yetişip üst takımlara yükselemediği yerler. Okul orası, takım bile değil. Ama kulübümüz nasıl güzel açıklama yapmış: Doktor raporu ve aile muvafakatnamesi dosyasında mevcutmuş. Ödemelerini de düzenli yapmıştır kesin onu da yazsaydınız. Yapmamış olsa hayatta olurdu kardeşimiz !
Allah rahmet eylesin küçük kardeşimize. Allah acılı ailesine sabırlar versin.
Yazıklar olsun kendisini aklamak, ölümü basite indirgemek için yapılan kulüp açıklamasına.
Kahrolsun endüstriyel futbol.

Cuma, Eylül 4

İsyan Ediyoruz


Çoğunluğu kombine kart sahibi Fenerbahçe taraftarları olarak;Fenerbahçe Yönetim Kurulu'nun kale arkası tribün biletlerine biçtiği 55 Liralık fiyatı protesto ediyoruz !Localara ve/veya diğer pahalı tribünlerin kombine fiyatlarına yapılacak küçük bir düzenleme ile, aynı maddi fayda elde edilebilecekken, "yadsınamaz bir Türkiye gerçeği" olan dar gelirli kitlelerin 55 Liralık biletle Fenerbahçe'den koparılmasını protesto ediyoruz !Hemen hepsi çok başarılı birer işadamı olan yönetim kurulu üyelerinin bu basit matematik ve ticaret bilgisinden yoksun olmayacaklarını çok iyi bildiğimiz için, "zümre yaratmaktan" başka hiç bir amaca hizmet etmediği belli olan 55 Liralık biletleri protesto ediyoruz !Kuruluşundan bu yana "Halkın Takımı" olduğu, diğer takımların kurucuları tarafından bile kabul edilen Fenerbahçe'nin halkından uzaklaştırılmasını protesto ediyoruz !İşgal yıllarında top yekün savaş verip, kurtuluşa kavuşan halkın sahadaki gözbebeği olan Fenerbahçe'nin bu fiyatlarla, köklerine sırtını dönmesini protesto ediyoruz !Haykırıyoruz !Fenerbahçe'nin bir asırı devirmiş mazisindeki en büyük pay sahibinin, tribünleri dolduran ve efsane sporcuları bağrından çıkaran halk kitleleri olduğu unutulmasın.O Fenerbahçe ve sporcular ki, müzede sergilenen kupaları her kaldırdıklarında, yine içerisinden çıktıkları halkın omuzları üzerinde şerefle yükseldiler.Kale arkası biletinin 55 Lira olmasına isyan ediyoruz ! Bilet fiyatları 20 Lira'ya çekilmeli; öğrenci bileti, çocuk bileti gibi uygulamalara bir an evvel başlanmalıdır.Fenerbahçe Spor Kulübü; mazideki halkın, atideki halka bıraktığı bir sevda mirasıdır. Sevdamızı sömürmeyin !

Salı, Ağustos 25

Diyarbakırspor 1 Fenerbahçe 3


Özür Dileriz!



Bugün sahamızda yaşanan rezaletin hiçbir açıklaması olamaz.Yapanın rengi ne olursa olsun bizler müsaade etmemeliydik.Bizler mahcubuz , Sadece Fenerbahçe ‘ ye değil..Tüm Türkiye ‘ ye..Tüm Futbol severlere..
Unutulmasın ki en büyük zararı yine bizler göreceğiz.Bizler misafirperverliğimiz ile nam salmış insanlardık..Ancak içimizde ki İrlandalılar , Hainler yine sazı ellerine aldı ve engelleyemedik..
Bu utanç ile , Engelleyemediğimiz için Tüm Türk Spor Kamuoyundan özür diliyoruz.İçimizde ki arma aşkına zincir vuran bu akli dengesizleri ise ALLAH ‘ a havale ediyoruz..
Başta Fenerbahçe camiası olmak üzere , kötü görüntü verdiğimiz herkesten özür dileriz.Sizlerin bir şey söylemesine gerek yok.Bu utanç bizlere yeter..
www.diyarbakirspor.org (taraftar sitesi)


devamı...



Maç yorumu yazmadım. Yazamadım tüm gün okuduklarımdan sonra. Bu yüzden sadece Diyarbakırspor'un taraftar sitesinden alıntı yaptım. Ve bir ek yapıyorum:

Bu utanç hepimize yeter !

Pazartesi, Ağustos 24

Kızılay ve Fenerbahçe

Beşiktaş’ın formasına Kızılay reklamını hiçbir bedel talep etmeden almasını takdir ettim ve kıskandım. Neden kıskandığımı birazdan anlatacağım…Bir çok kişi Beşiktaş’ın bu tavrını eleştirdi, “kulüp personeli maaş alamazken ,bu para geri çevrilmemeliydi” dediler…İkisi çok farklı !Kulüplerimiz, sürekli gelirlerinin azlığından şikayet edip London School of Economics’de ders verircesine “devir para devri…endüstriyel futbolun gereği…Barcelona,M.United ..” gibi süslü lafları ,rakamları gözümüze sokuyorlar…Bilet fiyatları, forma reklamları ,yayın gelirleri konusunda böyle profesyonel (!) tavır sergileyen yöneticiler, ismini yazmakta zorlandığım Schinderfeld (Maldaraşanu’yu yazmak daha da zor..),ismini yazarken sinirim bozulan Josico ,ismini yazarken ve havalimanında karşılanışını hatırlarken güldüğüm Carusca gibi konularda sergiledikleri küçük kasaba tüccarı tavırlarınıysa kolaylıkla unutuveriyorlar…xNeyse bu konu çok açık ve net. Ölçümlemeyi sadece “Euro” üzerinden yapamayız ve bu nedenle Beşiktaş’ın yaptığı çok değerli bir iştir. Tabii birkaç düzeltme de yapalım. “Türkiye’de ilk defa bir kulüp Kızılay reklamlı forması ile sahaya çıkıyor” sözleri gerçek değil. Eskilere falan gitmeyeceğim geçen sezonki Türk Telekom formalarına bakmak yeterli… Gelelim kıskandığım noktaya.1932 yılında Fenerbahçe kulübünün binası yandığında sadece kupalar,şiltler yanmadı, kulübün tüm malvarlığı da o gece yandı kül oldu. Yangından birkaç gün Selanik Karmasıyla oynanacak maça çıkacak malzeme olmadığı gibi ,malzemenin temini için gerekli para da yoktu…Borç alınarak maça çıkıldı…Böyle büyük bir yangından sonra maça çıkmak büyük bir özveriydi . Galatasaray kulübü futbolcuları da moralsiz Fenerbahçelilerin yardımına koştu.. O gün sahaya çıkan 11’de 4 Galatasaraylı futbolcu vardı. Nereden nereye …Taraftarlar mütevazi stadı doldurmuşlardı…Maç bitti ve tam 910 TL hasılat elde edildi.Tek kuruşuna dokunulmadı ve daha önce söz verildiği gibi Kızılay’a bağışlandı…Fenerbahçe Kızılay ilişkisi son tüzük değişikliklerine kadar en üst düzeydeydi.Hatta Galatasaray-Fenerbahçe farkını ortaya çıkarırdı.Çünkü tüzüğüne göre Galatasaray Kulübü kapanırsa mal varlığı Galatasaray Lisesine ,Fenerbahçe kulübü kapanırsa mal varlığı Kızılay’a kalırdı…Halkın takımı Lisesin takımı…Anlatmak istediğim Fenerbahçe’nin Kızılay ile gönül bağı çok eskilere dayanıyorKim daha çok yardım yapmış vs konularına girmeyelim kim yapmışsa Allah razı olsun.Zaten yolu stadyumdan geçen her vatandaş üzerinde çıkan bozuk parayı polis yardımıyla/zoruyla “Kızılay” logolu kumbaraya atarak yardımını isteyerek veya istemeyerek yapmıştır zaten !Hep tartışılır ya “Hangi takımın taraftarı çok” diye .Bakkallardaki sarı lacivert lolipoplar önce bitiyor ,Fenerium her yıl rekor kırıyor , benzincilerde kulüp logolu bardaklar benzin alanlara verilirken Fenerbahçe isterseniz bittiği için fiş veriyorlar,diğerleri koliyle duruyor, kombinelerde Fenerbahçe diğer rakiplerinin toplamı kadar satıyor (eee sizin stad büyük diyenlere özel, Bursa’da, Ankara’da, Antalya’da, Sivas’da ,Denizli’de misafir takım tribünlere baksınlar bir zahmet ) ,tatile gidiyorsunuz plajdaki sarı lacivert havlular(çoğu da lisanslı ) sağdan sola da saysanız,soldan sağa da saysanız fazla vs ama ne hikmetse anket yapılınca Galatasaray üstün çıkıyor !Benim şöyle bir hayalim var. Ramazan bitince Kızılay 6 ay sürecek bir kan bağışı kampanyası yapsa.Her bağış yapan taraftar tuttuğu takımı söylese ,bu sonuçlar her ay açıklansa ,gaza gelmek için bahane arayan taraftarlar gaza gelse, kan bağış rekoru kırılsa…Sonunda da kim daha fazla taraftara sahip ortaya çıksa…Fenerbahçe çıkmazsa mor forma da giyerim ,içine Beşiktaş’ın kupa tshirtünde de…Son olarak, hayırlı Ramazanlar dilerim.



Not: LigRadyo’daki “unutulmaz maçlar” programım yeni yayın döneminde Salı 20.00-21.30 arasındadır.

Cuma, Ağustos 21

Yanardı Meşaleler Çoşardı Tribünler


Maç güzel, futbol fena değil. Skor son derece güzel.
Ancak futbol iyi tribünle, tribün meşaleyle güzel.
FC Sion 0 Fenerbahçe SK 2

Çarşamba, Ağustos 19

Halkın Takımı Üzerine Çirkin Bir Yazı


Sivas maçının ardından, bilet fiyatlarına onca isyana rağmen tribünler tıklım tıklım dolunca "Bu fiyatlar müstahak" noktasına gelindi. Yalnız bir sıkıntı var bu bakış açısında.
Kabul edelim ki eskiden (ister insan sayısının azlığıyla açıklayalım, ister profilin farklılığıyla) daha bir "birleşince gür çıkan" ses sahibiydik Kadıköy'de. Şimdi, çoğunluğumuzun hemfikir olduğu üzere, bu yoğunluk azaldı.
Fakir fukara, garip gureba edebiyatı değil, gerçek... O zamanlar, yani ben ilk maça gittiğim vakitlerde, fiyatlar, var olan tedavül üzerinden bu kadar yüksek olsaydı, maça falan gidemezdim. Götür(e)mezdi babam. Sonraki yıllarda da gidemezdim lise arkadaşlarımla. Çünkü vermezlerdi bize o kadar parayı, harçlık niyetine. devamı...
**Bu yazı Almaty'de Bir Fenerbahçeli blogundan alınmıştır. Yazının tamamına ulaşmak için tıklayınız.

Pazartesi, Ağustos 3

Süper Kupa Fenerbahçemizin


Todori çıkışı beklediğimizden kısa süren bir yol seyahatimiz oldu. Yol kısalmadığına göre trafik boş olmalıydı. Stada geldiğimizde hepimizin ortak kanısı "stad boş kalır" şeklindeydi. Gurbetçilerimizin maça gösterdiği ilgi şaşılacak cinstendi. Sanırım bu Süper Kupa finali sürekli Almanya'da oynansa daha iyi olur. Hatta sistemi değişmeli ve Lig Şampiyonu ile Bank Asya şampiyonu oynasa daha yararlı olur. Bu maç sadece sponsor maçı ve seyirci bile ilgi göstermiyor. Ve yarı yarıya tribün özlemimizin dinmesi ihtimali bir başka bahara kalıyor. Takımlar sezon öncesi ciddi bir hazırlık maçı olarak yaklaşıyor bu maça. Durum kupayı kazanan için maç sonunda biraz değişiyor. Moral motivasyon artıyor. TSYD kupasını çok özlüyoruz ve bir an önce bu hatadan geri dönülmesini bekliyoruz. Olimpiyat stadı yapıldı diye ne yapıp edip oraya maç vermek saçmalığından vazgeçilmeli. Bu stad her haliyle futbola karşı. Maça gelelim diyecem ama maç aslında can sıkıcıydı. İlk yarı eğer hakem eyyam yapmasa biz daha 10 dakika dolmadan 10 kişi kalırdık, Blica atılırdı. Eyyam devam ettiği için Beşiktaş takımıda Guiza pozisyonunda 10 kişi kalmadı. Hakem kötüydü zaten her zaman kötüler ve iyi olma ihtimali sıfıra yakın Türk hakemlerinin. Beşiktaş'ı ona gönül verenler eleştirsinler. Bizim takım lige hazır bana göre ama eksikleri var. En önemlisi stoper sorunumuz devam ediyor. Blica ve Önder aynı anda olmaz. Mutlaka Lugano gibi bir toparlayıcı lazım. Yoksa sezon boyu sorun yaşarız. Alex her zaman olduğu gibi büyük lider. Guiza süper toparlanmış. Santos ve Baroni için konuşmuyorum henüz erken. Yedeklerimiz çok ama bazıları kulübeden sadece gol olunca sevinmek için çıkarlar. Bu takıma Carlos,Özer, Mehmet Topuz gelecekler. İyi yoldayız. Dönüş yolu bir çileydi. Biz kupa seronomisine kaldığımız için Beşiktaşlılar uzamıştı ve yolun akıcı olması beklenirdi. Ama bizim kadro kötüydü. Önce Florya Yeşilyurt civarı çorbacı aradık. Sonra dürüme döndük. Nargile içtik. Kadıköy'e geçtik. Çorba hedefimizden şaşmadan onu da hallettik. Eve sabah 4 de geldik. Büyüklerimiz doğru demiş Ankara 19 Mayıs daha yakın.

Cuma, Temmuz 31

Yarı Yarıya Tribünler

Nihayet İstanbul'da yarı yarıya tribünler özlemimiz dinecek. Aslında daha once bu fırsatı Turkiye Kupası Finali Galatasaray - Fenerbahçe maçında yakalamıştık. Ancak o maç başta vali olmak üzere emniyet teşkilatı, basın üçlüsünün "kan dökülecek, çocuklarınızı yollamayın, dağ başında olacakları engellemek imkansız" feryadları arasında 25000 seyirciye oynanmış. Stadın sadece 1/3 ü dolmuştu. Bu sefer kuzey tarafındaki metro inşaatı dışında sorun yok gibi !
35.000 Fenerbahçeli ve 35.000 Beşiktaşlı. Demek ki İstanbuldaki Beşiktaşlıların %90 ı maçta olacak. Olsun her şekilde yarı yarıya tribün özlemimiz dinecek. Biz alttaki resimler gibi oturmayız ama olsun. Yarı yarıya olsun da nasıl olursa olsun.


Bristol City vs Hull City, Championship Play-Off Finali (Wembley 2008)

Perşembe, Temmuz 30

Bir Tezahürata Özlem


Hafızamızın hatırladığı ilk tribün tanışıklığımız 1978 yılında oldu bizim. Ondan öncesi de var diyor büyüklerimiz, omuzlarından seyrettiğimiz.. Ama onları hafızamız gözümüzün önüne getirmiyor. Dolayısıyla saymıyoruz onları. 78'den beri sayıyoruz.. Velhasıl çocukluk dönemimiz tribünleri 70'lerin sonu, 80'lerin başıydı. Gençlik çağına ilk adım atış dönemimiz tribünleri 80'lerin ortaları, hızlı gençlik dönemimiz tribünleri de 80'lerin sonları ve 90'lardı..Şimdilerde en çok pişman olduğumuz şey, gittiğimiz maçların tarih ve skorlarını bir deftere not düşmemiş olmak. Şimdiki aklımız olsa, 1978'deki o ilk Fenerbahçe-PSV maçından itibaren gittiğimiz her maçı yazardık. Kimbilir kaç İnönü, kaç Ali Sami Yen, kaç Kadıköy, kaç Spor Sergi, kaç Abdi İpekçi, kaç Burhan Felek maçı olurdu.. Ama yazmamışız işte, geçti artık Bor'un pazarı...Bunlardan neden bahsediyorum ? Çok ama çok özlediğim bir tezahüratı yad etmek için.. Ey sevgili dostlar.. Eskiden klasik mi klasik bir tezahürat vardı. Bestesi-güftesi falan yoktu. Melodisi de yoktu. Gönül vereceği takımla yeni tanışan tüm çocukların, taraftarlık müessesesine adım atacak tüm adayların ilk öğrendiği tezahürattı belki de.. Oturup da düşünülerek yazılmamıştı. Zaten yazılacak bir yanı da yoktu. Maç esnasında kararlaştırılıp söylenmezdi de. İçten gelirdi, hançere patlatırdı.. Stadın herhangi bir yerinden fırlar, 2 saniyede tüm stadı sarardı. Takım baskı kurmuş, iyi bir atak yapmış, gol pozisyonuna girmiş ama top auta gitmişse, bir anda bütün tribünleri tek ses olarak haykırtırdı.. Salonda çok önemli bir anda gelen 3'lükten sonra, yada bir smaçtan sonra birdenbire dillerden dökülürdü. Dedik ya, oturulup da düşünülmezdi bunu bağırmak. Zaten kendisi gelirdi. En içinizden, en kalbinizden dökülür bir şekilde..Evet, dünyanın en klasik tezahüratından bahsediyorum. 3 alkışla süslenen takım adı haykırışından bahsediyorum. Kitlenin sözleşmeden haykırdığı;Feener (...) Feener (...)tezahüratından bahsediyorum. Evet eskiden böyle bir şey vardı. En gaza gelinmesi gereken yerde kendiliğinden patlardı. Hepi topu 8-10 saniye sürerdi-sürmezdi. Ama elektriği hem tribündeki kitleyi, hem de sahadaki oyuncuları korkunç etkilerdi..Bugün Fenerbahçe tribünlerinde malesef bu klasik yok olmuştur. Artık söylenmemektedir. Daha doğrusu bir yanardağ gibi bu tezahürat patlamamaktadır artık. Diğer tribünler için ahkam kesmiş gibi olmayayım ancak tv'den gördüğüm kadarıyla Galatasaray ve Beşiktaş tribünlerinde de nadirleşmiştir bu klasik. Ama onlarda tamamen bitmemiş görebildiğim kadarıyla. Zaman zaman bu şekilde bağırılıyor zannedersem.. Ama kendi tribünümde malesef kalmadı.. Bugün dünyanın hemen her tribününde varlığını koruyan, en gerekli yerlerde, en gaza gelinen durumlarda Real Madrid'lilerin "Maadrid (...) Maadrid (...)", Juventus'luların "Juuve (...) Juuve (...)", Milan'lıların "Miilan (...) Miilan (...)", İnter'lilerin "İnter (...) İnter (...)", Barcelona'lıların "Barca (...) Barca (...)" diye haykırdıkları ritüel, bizde varlığını çoktan kaybetti.. Malesef..Bunları yermek yada yargılamak adına yazmıyorum. Özlediğim için yazıyorum. 1-0 geride olduğun ve atak üzerine atak yapıp rakibi boğduğun anda bir volkan gibi patlayan "FEENER (...) FEENER (...)" tezahüratını haykıramadığım için yazıyorum. Keşke dönse tribünlere.. Keşke yine haykırsak.. Sözleşmeden, planlamadan.. En içten, en kalpten, en candan gelen şekliyle dillerimizden dökülse, tüm Kadıköy'ü sarsa.. Keşke...

Bu yazının tamamı http://kingsantillana.blogspot.com dan alınmıştır.